Skip to main content
GONCA KUZAY DEMİR
    19. yüzyıl sonrasında Alan Dundes’in “Halk kimdir?” başlıklı makalesinin ardından, değişen ve değişirken gelişip genişleyen halk bilimi, 21. yüzyılda artık halkı kırsalda, eğitimsiz veya çok az bir eğitim almış insan gruplarının arasında... more
    19. yüzyıl sonrasında Alan Dundes’in “Halk kimdir?” başlıklı makalesinin ardından,
    değişen ve değişirken gelişip genişleyen halk bilimi, 21. yüzyılda artık halkı kırsalda, eğitimsiz
    veya çok az bir eğitim almış insan gruplarının arasında aramaktan uzaklaşmış durumdadır.
    Günümüzde halk bilimi araştırmacıları disiplinler arası yaklaşımlarla çevresini
    sorgulamakta ve insanları bir araya getiren unsurları tespit ederek ekonomik, kültürel ve
    sosyal açıdan fayda sağlamaya dönük çalışmalar yapmaktadır. Son yüzyıllarda gittikçe
    artan “kent folkloru” olarak adlandırabileceğimiz, “kenti” ve “kentli” kimliğini sorgulayan
    çalışmalar, kaynağını yaşanılan zamanda ve mekânda bulmaktadır. Kent kültürünü
    meydana getiren kentli insanların temel mekânlarından birini pazarlar oluşturmaktadır.
    Alışveriş ve eğlence mekânlarından olan pazarlar, aynı kentte yaşayan çok sayıda insanın
    üretim ve tüketim alışkanlıkları doğrultusunda bir araya geldikleri toplumsal mekânlardan
    biridir. Türk kültüründe pazar, toplumsal bir mekân olmasının ötesinde bir geleneği ifade
    etmektedir. Bununla birlikte halk biliminde pazarlar ve pazar çevresinde sürdürülen gelenek
    hakkında bir çalışma bulunmamaktadır. Bu makalede; halk bilimi araştırmalarında
    çok fazla yer almayan pazarlar, teorik açıdan değerlendirilecektir. Öncelikle pazarlar için
    kullanılan terminoloji verilecek, daha sonra pazarlar bağlam, yapı, kapsam ve işlev özellikleri
    bakımından ele alınacaktır. Böylelikle köyden kente gündelik hayatın bir parçası olan
    pazarlar halk bilimsel açıdan değerlendirilerek, halk biliminde daha önce çalışılmamış bir
    saha olarak sonraki çalışmalara teklif edilecektir.
    Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Pazar, Gelenek, Kent.
    ABSTRACT: After Alan Dundes’s article entitled “Who are the Folk?” following the 19th
    century, the changing and evolving folklore has moved away from looking for the folk
    in rural areas and between uneducated and poorly educated groups of people in the 21st
    century. Today, researchers of folklore question the environment with interdisciplinary approaches and conduct studies aiming to provide benefits economically, culturally and
    socially by determining the elements that bring people together. The studies that question
    the identity of “city” and “urban”, which we can call as “urban folklore”, and which have
    been increasing in the last centuries, take its source from time and space. Bazaars constitute
    one of the basic places of urban people who make up the urban culture. Bazaars, among the
    shopping and entertainment places, are one of the social spaces where a large number of
    people living in the same city come together in line with their production and consumption
    habits. In Turkish culture, the bazaar is a tradition beyond a social space. Nevertheless,
    there is no study on the bazaars and the tradition continued around the bazaars within
    the context of folklore. In this article, the bazaars that do not take place very often in the
    folklore studies will be evaluated theoretically. First, the terminology used for the bazaars
    will be provided, then the bazaars will be examined in terms of context, structure, scope and
    function. Thus, the bazaars that are part of everyday life from the villages to the cities will
    be evaluated from the folkloric perspective and offered to the future studies as a field that
    has not been studied previously in folklore.
    Keywords: Folklore, Bazaar, Tradition, Urban.
    Intangible Cultural Heritage, oral expressions, oral traditions, performing arts, social practices, ritual and festivals, public knowledge, applications related to the universe and nature, cultural products such as crafts tradition and... more
    Intangible Cultural Heritage, oral expressions, oral traditions, performing arts, social practices, ritual and festivals, public knowledge, applications related to the universe and nature, cultural products such as crafts tradition and production processes is used as a concept covering. As set out in the Convention on the Protection of the Intangible Cultural Heritage adopted by UNESCO on 17 October 2003, ’Intangible Cultural Heritage [ICH] accepts the Convention, taking into account its importance as the pillar of cultural diversity and the assurance of sustainable development emphasizes that ducultural
    diversity has created a rich and diverse world that promotes diversity of. UNESCO’s 2005
    Convention on the Protection of Intangible Cultural Heritage choices and nurtures human capacities
    and values, and therefore is the main factor for sustainable development for societies, peoples and
    nations. Turkey is also directing the activities within the framework of agreements with the decision
    and the contribution of 195 countries, including UNESCO, the determination of humanity’s shared
    cultural heritage all over the world, documenting and maintaining the creation of awareness for the
    intended cultural heritage and is working towards increasing the visibility. Within the framework of
    the Convention on the Protection of Intangible Cultural Heritage, two lists were created: Inventory of
    Intangible Cultural Heritage and National Inventory of Living Human Treasures. As of 2018, there are
    30 registered in National Inventory of Living Human Treasures in order to identify and support the
    traders, producers and transferors of tradition. In this study, Living Human Treasures’ policies and
    practices in Turkey, by considering cultural diversity and sustainable development perspective, Living
    Human Treasures’ will be discussed in the context of compliance with the principles of sustainability of
    the 2003 convention. Living Human Treasures related policies and practices in Turkey are compared
    with Living Human Treasures policies and practices over the world. According to the data obtained,
    findings and recommendations will be made to support the living human treasures and to ensure the
    sustainability of the tradition in which these masters are producers, transmitters and carriers.
    Download (.pdf)
    Epics, one of the most important work of folk literature, are widely found genres in the world. When the epics around the world area nalyzed, it can be said that these works are different from each other in terms of context, content and... more
    Epics, one of the most important work of folk literature, are widely found
    genres in the world. When the epics around the world area nalyzed, it can be
    said that these works are different from each other in terms of context, content
    and structure features, but they are particularly similar with their functions.
    Functionally, these works, which have national identity and form with a
    heroism that prioritises national interests, have very similar characteristics.
    Kalevipoeg, the national epic of the Estonians, takes a special place among the
    epics of the world. Kalevipoeg, which is known in Turkey by only a few articles,
    is an epic that has created the identity of Estonians and has achieved national
    awakening. In addition, it’s contextual, structural and contextual features are
    quite different. It is a work of individual creativity written by Friedrich Reinhold
    Kreutzwald in the 19th century. Kalevipoeg and his narratives, which have
    become the parts of the daily life of theEstonian people, have strong affects of
    the modern literature of Estonians. In this article, the epic of Kalevipoeg will be
    presented. Firstly, you will be informed about Friedrich Reinhold Kreutzwald,
    the creator of the epic. Then the formation process and resources of the epic
    will be focused on and the epic will be introduced in terms of structure, content
    and function characteristics. At the end of the study, a summary of Kalevipoeg
    will be given. In this way, a contribution will be made to epic studies in Turkey
    by presenting of different example of the epic.

    Halk edebiyatının en önemli eserlerinden olan destanlar, tüm dünyada yaygın olarak tespit edilebilen türlerdendir. Dünya destanları genel olarak değerlendirildiğinde; bu eserler bağlam, içerik ve yapıözellikleri itibariyle birbirlerinden farklı olmakla birlikte, özellikle işlevleri bakımından büyük benzerlik taşımaktadır. İşlevsel açıdan, millî kimlik taşıyan ve ulusal çıkarları ön planda tutan bir kahramanlık anlayışıyla oluşturan bu eserlerin oldukça fazla benzer özellikleri de bulunmaktadır. Dünya milletlerinin destanları arasında Eston halkının millî destanı kabul edilen Kalevipoeg ayrı bir yer tutmaktadır. Türkiye'de yalnızca birkaç makale yayınında adı geçen Kalevipoeg, Eston halkının kimlik oluşumunu sağlamış ve millî uyanışı gerçekleştirmiş bir destandır. Ayrıca bağlamsal, yapısal ve içeriksel özellikleri oldukça farklı olan bu destan, 19. yüzyılda Friedrich Reinhold Kreutzwald tarafından kaleme alınmış bireysel yaratıcılığın hâkim olduğu bir eserdir. Eston halkının gündelik hayatının bir parçası haline gelen Kalevipoeg ve onun anlatıları, günümüzde dahi Eston edebiyatını etkileyen güçlü bir eserdir. Bu makalede; Avrupa'nın kuzey halklarından biri olan Estonların Kalevipoeg destanı tanıtılacaktır. Öncelikle destanın yaratıcısı Friedrich Reinhold Kreutzwald hakkında bilgi verilecektir. Daha sonra destanın oluşum süreci ve kaynakları üzerinde durulup, yapı, içerikve işlev özellikleri bakımından destan tanıtılacaktır. Ayrıca çalışmanın sonunda Kalevipoeg destanının özeti verilecektir. Böylelikle Türkiye'deki destan çalışmalarına dünyadan farklı bir örnek verilerek katkı sunulacaktır.
    Download (.pdf)
    The Book of Dede Korkut, considered one of the most important works of Turkish folk literature, has been reached today with two written copies, in Dresden and Vatican, and a great number of versions in oral culture. The Book of Dede... more
    The Book of Dede Korkut, considered one of the most important works of Turkish folk literature, has been reached today with two written copies, in Dresden and Vatican, and a great number of versions in oral culture. The Book of Dede Korkut, which was introduced to the world of science quite late compared to it‘s value, has been subject to more research in recent years. The Book of Dede Korkut describes the philosophy of life and lifestyle of Oguz‘s. However, it is owned by all Turkish tribes. This is due to the fact that the work is part of the tradition of oral narration and the combination of time and space used in the work establish a link between the past and the future and the work has values which reach universally from the locality. For this reason, relation between the time and space in The Book of Dede Korkut is very important. In this study; relation between time and space in the Book of Dede Korkut was discussed. The chronotope theory of M. M. Bakhtin, which deals with time and space relation in a theoretical framework, was used in the review. Firstly, the term of "chronotope" and the basic features of the theory that Bakhtin were explained. Then the chronotops of The Book of Dede Korkut, which has an important place among the Turkish epics, were determined and and the functions of the chronotops in the narrative were emphasized. Thus, in the context of chronotopes, the characteristics of Dede Korkut's narratives bearing the past from the past were determined.
    Download (.pdf)
    Özet: Bireyin; ait olduğu toplumun deneyimleri, gelenek ve görenekleri, inançları ve tarihi gibi zaman içerisinde edindiği birikimle donanarak o topluma ait ve toplu-mun kodlarına sahip olması " kültürel bellek " ve " toplumsal hafıza "... more
    Özet: Bireyin; ait olduğu toplumun deneyimleri, gelenek ve görenekleri, inançları ve tarihi gibi zaman içerisinde edindiği birikimle donanarak o topluma ait ve toplu-mun kodlarına sahip olması " kültürel bellek " ve " toplumsal hafıza " gibi kavramlar dâhilinde tartışılmaktadır. Asırlar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılarak zamanın ge-reksinimlerine uygun hâlde yaşatılan kültürel birikim bireyin kabulü, kullanımı ve aktarımı ile bir sonraki kuşağa nakledilmektedir. Bu durum edinilen bilginin yeni kuşakların sosyal çevre ve şartlarına uygunluğu süresince devam eder; aksi durumda gereksiz ve uygunsuz hâle gelerek yaşatılması mümkün değildir. Kültürel belleğin aktarım yollarından biri sözlü aktarımdır. Bu bağlamda sözlü kültür ürünleri, geçmişten günümüze aktarılan toplumsal deneyim ve kültürel biri-kimin ürünüdür. Kalıp ifade yapısına sahip atasözleri ve deyimler de ilk ve ikincil anlamlarıyla kültürel kodlar taşıyan sözlü kültür ürünlerindendir ve bu bakımdan in-celendiğinde bir toplumun geçmişten günümüze getirmiş olduğu deneyimleri, gelenek ve görenekleri, inançları ve tarihi yansıtırlar. Bu çalışmada; " kan " kelimesinin Anadolu sahası atasözleri ve deyimlerinde kar-şıladığı metaforik anlamlar üzerinde durulmuştur. Atasözleri ve deyimlerle aktarılan ve yaşatılan gelenek ve görenekler, inançlar ve tarihsel deneyimler işlenerek günü-müzde aktif bir şekilde kullanılan bu " kanlı " sözlerle aktarılan toplumsal birikim ve kültürel bellek tespit edilmiştir. The Concept of " Blood " in Proverbs and Idioms Abstract: The fact that the individual is equipped with the experiences, traditions and customs , beliefs and history of the society to which he/she belongs and possesses the
    Research Interests:
    Download (.pdf)
    ÖZ Dünya üzerindeki milletlerin sözlü kültür ürünleri arasında birçok ortak özellik bulunmaktadır. Sözlü kültür ürünleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, motif odaklı çalışmaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünya genelinde... more
    ÖZ Dünya üzerindeki milletlerin sözlü kültür ürünleri arasında birçok ortak özellik bulunmaktadır. Sözlü kültür ürünleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, motif odaklı çalışmaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünya genelinde evrensel kullanım alanına sahip birçok motif vardır. Bunlardan bir tanesi de " küçük düş-me " veya " küçük düşürme " şeklinde ortaya çıkan motiftir. Yaygın kullanıma sahip olmasına rağmen, bugüne kadar Türk destanlarında " küçük düşme " veya " küçük düşürme " motifi hakkında bir çalışma yapılmamıştır. Bireyin yetersizliklerinin ve zaaflarının bir topluluk içerisinde irdelenmesiyle ortaya çıkan ve bireyin toplu-luktan dışlanmasına neden olan bu durum, epik anlatmalarda destan kahramanları için söz konusu olduğun-da bir sıra eylemin ortaya çıkmasına neden olan temel motiflerden birini oluşturur. Destanlar, bireyden yola çıkarak bir toplumun başarılarını, birlik ve bütünlüğünü konu eden kahramanlık anlatmalarıdır. Bu eserlerde insanî özellikleri ön plana çıkan kahramanlardan çok, toplum için mücadele eden ideal kahramanlar mevcut-tur. Bu nedenle destanlarda kahramanın küçük düşmesi veya küçük düşürülmesi ancak bir karşı tepkinin ortaya çıkmasıyla mümkündür. Tek başına kullanıldığında aşağılama ve horlama şeklinde tespit edilen ve anlatmanın gelişimine katkı sunmayan küçük düşme, ancak kendisinden sonra bir hareketi başlattığında bir motif olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda küçük düşme motifi, " doğurgan " bir motiftir ve kendinden sonra ortaya çıkan değişken motif ile bir bütünlük oluşturur. Bu makalede; Türk kültürünün önemli eserlerinden olan Dede Korkut anlatmalarındaki küçük düşme motifi üzerinde durulmuştur. Öncelikle kelimenin kavram alanı belirlenmiş, bir motif olup olmayacağı tartışılmıştır. Daha sonra Dede Korkut anlatmalarındaki küçük düşme motifinin ortaya çıkmasına neden olan ve bu motifin sonucunda ortaya çıkan epizotlar tespit edilmiş ve anlatmalardaki kullanım sıklığı göz önüne alınarak yapısal bir analiz yapılmıştır. Bu çalışmayla, evrensel bir motif olan küçük düşmenin Dede Korkut anlatmalarından yola çıkarak kullanım alanı belirlenmeye çalışılmış ve motif ile Türk kültüründeki vurgulanan değerler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler Destan, Dede Korkut, motif, küçük düşürme, aşağılama ABSTRACT There are many common characteristic among the oral cultural products of nations all over the world. The differences and similarities between oral cultural products enable the appearence of motif oriented studies. There are many motifs around the world that have universal usage. One of them is the motif that emerges as " being humiliated " or " humiliate " which has a universal usage. Although it has so common usage, in Turkish Epopees any studies have not been done about the motif of " being humiliated " or " humiliate " until today. This situation that emerges as a result of searching for someone's disabilities and weaknesses within a community and causes a person to be excluded from the population, comprises one of the basic motifs that cause a series of actions to appear when it is the subject of epopee heroes in epical narrations. Epopees are the narratives of heroism that mention the success, unity and integrity of a society based on individual. In these works, ideal heroes who make a bid for society exist rather than the heroes coming into prominence with their human features. So, in epopees " being humiliated " or " humiliate " of the hero is only possible when counter response appears. When it is used alone, humiliation which is identified as scorning or underrating, and has no contribution to progress of the narration can only be evaluated as a motif when it starts an action after itself. In this sense the humiliation motif is a " feracious motif " and integrates with a variable motif that emerges after itself. In this article emphasis is put on humiliation motif in Dede Korkut narrations which is one of the important works of Turkish culture. First, the concept of word is identified and then it is discussed whether it could be a motif or not. Subsequently, the episodes that cause the humiliation motif in Dede Korkut narrations to appear and emerge as a result of this motif are determined. and a structural analysis is performed by considering the frequency of usage in narrations. In this study it is attempted to determine the usage of humiliation motif which is a universal motif through Dede Korkut narrations and the values highlighted in Turkish culture through motif is detected.
    Research Interests:
    Download (.pdf)
    Sözlü kültür ürünlerinin değişimi ve gelişimi uzun yıllardır araştırmacıların üze-rinde durduğu bir konudur. Metin merkezli yaklaşımların ardından, bağlam merkezli yaklaşımlarla anlatıcılar ile anlatmalar arasında sıkı bir ilişki olduğu... more
    Sözlü kültür ürünlerinin değişimi ve gelişimi uzun yıllardır araştırmacıların üze-rinde durduğu bir konudur. Metin merkezli yaklaşımların ardından, bağlam merkezli yaklaşımlarla anlatıcılar ile anlatmalar arasında sıkı bir ilişki olduğu gö-rülmektedir. Anlatmalar, anlatıcının mensup olduğu gelenek içerisinde değerlen-dirilmektedir. Toplumsal konulardan daha çok bireysel konuları işleyen halk hi-kâyeleri, belli bir geleneğe mensup " âşık " adı verilen anlatıcı tipine bağlı anlat-malardır. Âşıklık geleneğinin ürünü olan bu anlatmalar, geleneksel yapıda mey-dana gelen değişimlerden etkilenmektedir. Bu nedenle halk hikâyeleri incelenir-ken; anlatmaların şekil, yapı ve içerik gibi metin özelliklerinin yanı sıra, işlev ve bağlam özellikleri de dikkate alınmalıdır. Bu çalışmada; Türk boyları arasında yaygın olarak bilinen Tahir ile Zühre hikâyesinin Kosova'dan derlenmiş iki var-yantı üzerinde durulacak ve âşıklık geleneğinin devam etmediği bir bağlamda an-latmanın değişim ve gelişimi ve bu değişim ve gelişimde etkili olan unsurlar be-lirlenecektir. ABSTRACT ABSTRACT ABSTRACT ABSTRACT The change and development of oral culture products is a main focus of researchers for many years. It seems that there is a close relationship between the narrators and narratives by means of contextual theories. Narratives are evaluated with tradition of the narrator. Folk tales including individual issues than social issues depend on the type of narrator of a specific tradition which is called " âşık ". These narratives which are the products of âşık's traditions are influenced by the change in the traditional structure. For this reason, textual features like form, structure and content of narratives as well as function and
    Research Interests:
    Download (.pdf)
    ÖZ Bireyin; ait olduğu toplumun deneyimleri, gelenek ve görenekleri, inançları ve tarihi gibi zaman içerisinde edindiği birikimle donanarak, o topluma ait olması ve toplumun kodlarına sahip olması " kültürlenme " olarak nitelendirilir.... more
    ÖZ Bireyin; ait olduğu toplumun deneyimleri, gelenek ve görenekleri, inançları ve tarihi gibi zaman içerisinde edindiği birikimle donanarak, o topluma ait olması ve toplumun kodlarına sahip olması " kültürlenme " olarak nitelendirilir. Bireyin kültürlenme sürecinde " toplumsal hafıza " ve " kültürel bellek " olarak adlandırılan iki kavram devreye girmektedir. Toplumsal hafıza ve kültürel bellek aktarımının temel yöntemleri en basit şekilde sözlü aktarım, yazılı aktarım, görsel aktarım ve maddi aktarım olarak sınıflandırılabilir. Halk bilgisi ürünleri, toplumsal hafıza ve kültürel bellek aktarımını sağlayan en önemli unsurlardandır. Halk bilgisi ürünlerinin gelecek kuşaklara aktarılması, ürünlerin zamanın ihtiyaçlarına göre güncellenmesiyle mümkündür. Bu açıdan gelenek, bireysel yaratıcılığa izin veren bir yapıdadır. Değişirken gelişen halk bilgisi ürünleri, böylelikle asırlar boyunca kullanım ve aktarım bağlamına sahip olmaktadır. Bugün elimizde sadece iki nüshası bulunan Dede Korkut Kitabı'nın yazılış tarihi 14. yüzyılın sonu-15. yüzyılın başı olarak tahmin edilmektedir. Dede Korkut Kitabı, kültürel bellek aktarımında yazı aracılığını kullanmaktadır. Bununla birlikte eserin oluşum sebebi, anlatmalarda sunulan sözlü gelenek ve günümüzde Türk boyları arasında tespit edilen versiyonları dikkate alındığında, eserin kültürel bellek aktarımında söz aracılığını da kullandığını söylemek mümkündür. Bu makalede, öncelikle kültürel bellek aktarımının türleri ve yöntemleri üzerinde durulmuş ve uygulamalı halk biliminin önemine dikkat çekilmiştir. Daha sonra Dede Korkut Kitabı'nı geçmişten günümüze taşıyan çalışmalar tanıtılmış, geleneğin güncellenmesi yoluyla kültürel bellek aktarımının Dede Korkut Kitabı örneğinde gerçekleştirilmesine yönelik tespit ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dede Korkut Kitabı, halk bilimi, uygulamalı halk bilimi, sinema, animasyon.
    FROM TRADITION TO FUTURE: BOOK OF DEDE KORKUT
    ABSTRACT The fact that the individual is equipped with the experiences, traditions and customs, beliefs and history of the society to which he/she belongs, and possesses the codes of the society is described as “acculturation”. Two notions called “collective memory” and “cultural memory” come into play during the acculturation process of the individual. The basic methods of collective memory and cultural memory transfer can be classified as verbal transfer, written transfer, visual transfer and material transfer. Folkloric products are one of the most important elements enabling the transfer of collective memory and cultural memory. Transfer of the folkloric products to the next generations is possible provided that they are updated according to the contemporary needs. From this point of view, tradition has a nature allowing for individual creativity. Folkloric products develop through change, thus they have a centuries old legacy of use and transfer. The Book of Dede Korkut, of which we have currently only two copies, is dated back to late 14th century or early 15th century. The Book of Dede Korkut uses the written means in the transfer of cultural memory. In addition to that, and considering the verbal tradition presented in narrations and various other versions of the work existing in today’s Turkic world, this work also uses the verbal means in the transfer of cultural memory which was the reason for creating the text. In this article, firstly the types and methods of the cultural memory transfer are emphasized, and then attention is drawn to the importance of the practical folklore. Later, the works bringing the Book of Dede Korkut from past to present are introduced, and findings and recommendations for realizing the cultural memory transfer by updating the tradition in the example of the Book of Dede Korkut are presented. Keywords: The Book of Dede Korkut, folklore, applied folklore, cinema, animation.
    Research Interests:
    Download (.pdf)
    Download (.pdf)
    Dünya üzerindeki milletlerin sözlü kültür ürünleri arasında birçok ortak özellik bulunmaktadır. Sözlü kültür ürünleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, motif odaklı çalışmaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünya genelinde... more
    Dünya üzerindeki milletlerin sözlü kültür ürünleri arasında birçok ortak özellik bulunmaktadır. Sözlü
    kültür ürünleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, motif odaklı çalışmaların ortaya çıkmasını sağlamıştır.
    Dünya genelinde evrensel kullanım alanına sahip birçok motif vardır. Bunlardan bir tanesi de “küçük düşme”
    veya “küçük düşürme” şeklinde ortaya çıkan motiftir. Yaygın kullanıma sahip olmasına rağmen, bugüne
    kadar Türk destanlarında “küçük düşme” veya “küçük düşürme” motifi hakkında bir çalışma yapılmamıştır.
    Bireyin yetersizliklerinin ve zaaflarının bir topluluk içerisinde irdelenmesiyle ortaya çıkan ve bireyin topluluktan
    dışlanmasına neden olan bu durum, epik anlatmalarda destan kahramanları için söz konusu olduğunda
    bir sıra eylemin ortaya çıkmasına neden olan temel motiflerden birini oluşturur. Destanlar, bireyden yola
    çıkarak bir toplumun başarılarını, birlik ve bütünlüğünü konu eden kahramanlık anlatmalarıdır. Bu eserlerde
    insanî özellikleri ön plana çıkan kahramanlardan çok, toplum için mücadele eden ideal kahramanlar mevcuttur.
    Bu nedenle destanlarda kahramanın küçük düşmesi veya küçük düşürülmesi ancak bir karşı tepkinin
    ortaya çıkmasıyla mümkündür. Tek başına kullanıldığında aşağılama ve horlama şeklinde tespit edilen ve
    anlatmanın gelişimine katkı sunmayan küçük düşme, ancak kendisinden sonra bir hareketi başlattığında bir
    motif olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda küçük düşme motifi, “doğurgan” bir motiftir ve kendinden sonra
    ortaya çıkan değişken motif ile bir bütünlük oluşturur. Bu makalede; Türk kültürünün önemli eserlerinden
    olan Dede Korkut anlatmalarındaki küçük düşme motifi üzerinde durulmuştur. Öncelikle kelimenin kavram
    alanı belirlenmiş, bir motif olup olmayacağı tartışılmıştır. Daha sonra Dede Korkut anlatmalarındaki küçük
    düşme motifinin ortaya çıkmasına neden olan ve bu motifin sonucunda ortaya çıkan epizotlar tespit edilmiş ve
    anlatmalardaki kullanım sıklığı göz önüne alınarak yapısal bir analiz yapılmıştır. Bu çalışmayla, evrensel bir
    motif olan küçük düşmenin Dede Korkut anlatmalarından yola çıkarak kullanım alanı belirlenmeye çalışılmış
    ve motif ile Türk kültüründeki vurgulanan değerler tespit edilmiştir.
    Anahtar Kelimeler
    Destan, Dede Korkut, motif, küçük düşürme, aşağılama
    ABSTRACT
    There are many common characteristic among the oral cultural products of nations all over the world.
    The differences and similarities between oral cultural products enable the appearence of motif oriented studies.
    There are many motifs around the world that have universal usage. One of them is the motif that emerges
    as “being humiliated” or “humiliate” which has a universal usage. Although it has so common usage, in
    Turkish Epopees any studies have not been done about the motif of “being humiliated” or “humiliate” until
    today. This situation that emerges as a result of searching for someone’s disabilities and weaknesses within
    a community and causes a person to be excluded from the population, comprises one of the basic motifs that
    cause a series of actions to appear when it is the subject of epopee heroes in epical narrations. Epopees are
    the narratives of heroism that mention the success, unity and integrity of a society based on individual. In
    these works, ideal heroes who make a bid for society exist rather than the heroes coming into prominence
    with their human features. So, in epopees “being humiliated” or “humiliate” of the hero is only possible when
    counter response appears. When it is used alone, humiliation which is identified as scorning or underrating,
    and has no contribution to progress of the narration can only be evaluated as a motif when it starts an action
    after itself. In this sense the humiliation motif is a “feracious motif” and integrates with a variable motif that
    emerges after itself. In this article emphasis is put on humiliation motif in Dede Korkut narrations which is
    one of the important works of Turkish culture. First, the concept of word is identified and then it is discussed
    whether it could be a motif or not. Subsequently, the episodes that cause the humiliation motif in Dede Korkut
    narrations to appear and emerge as a result of this motif are determined. and a structural analysis is performed
    by considering the frequency of usage in narrations. In this study it is attempted to determine the usage
    of humiliation motif which is a universal motif through Dede Korkut narrations and the values highlighted in
    Turkish culture through motif is detected.
    Research Interests:
    Download (.pdf)
    Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinde etkili olan tasavvufî hareketler, zaman içerisinde Türk fetih hareketlerinin bir parçası haline gelmiş ve fethedilen bölgelerin İslamiyet’i ve Türklüğü benimsemesini sağlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu... more
    Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinde etkili olan tasavvufî hareketler, zaman içerisinde Türk fetih hareketlerinin bir parçası haline gelmiş ve fethedilen bölgelerin İslamiyet’i ve Türklüğü benimsemesini sağlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döne-minde önce gazi dervişlerin, sonrasında ise merkezî yönetimin Balkanların fethini sağlamasıyla birlikte, bu topraklara giren tarikatlar zamanla yaygınlık kazanmış ve günümüze kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Balkanlarda faaliyet gösteren tarikat-lardan biri de Melâmî tarikatıdır. Muhammed Nûrü’l-Arabî ile Melâmîliğin üçüncü evresi bu topraklarda olgunlaşmıştır. Kosova’da çok sayıda Melâmî tekkesi açılmış-tır. Günümüzde Prizren’de bulunan Şeyh Recep Hulûsî Efendi Tekkesi de bu tek-kelerden biridir. Hacı Ömer Lütfî gibi önemli bir mutasavvıfı yetiştiren bu tekke, 20. yüzyılda dîvân sahibi bir mutasavvıf şair olan Hoca Hâfız Ahmed Fethî Efen-di’ye ev sahipliği yapmıştır. Hoca Hâfız Ahmed Fethî Efendi’nin eserleri hakkında daha önce yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.
    Bu makalede; öncelikle Balkanlarda etkili olan tasavvufî hareketlerden bah-sedilerek, Kosova’da faaliyetlerini sürdüren Melâmî tarikatı ile ilgili bilgi verilecektir. Daha sonra ise, Hoca Hâfız Ahmed Fethî’nin hayatı, kişiliği ve edebî kişiliği hak-kında bilgi verilip, tespit edilen yirmi yedi şiiri şekil, yapı ve içerik özellikleri bakı-mından incelenecek ve şiirlerine yer verilecektir. Böylelikle günümüzde tarikat faaliyetlerinin canlılığını koruduğu bir bölgede son dönemde yetişmiş bir mutasav-vıf şair tanıtılmış olacak ve dinî-tasavvufî Türk halk edebiyatı geleneğinin tanım-lanması ve tasnifine yönelik katkıda bulunulacaktır.
    Anahtar Kelimeler: Kosova, Melâmî, tarikat, mutasavvıf, Fethî.
    ABSTRACT
    The Sufi movement which influenced Turks to accept Islam has become a part of the Turkish conquests in the course of time and led the conquered regions to adopt Islam and Turkishness. During the reign of Ottoman Empire, ensuring the conquest of the Balkans first by veteran dervishes then by the central govern-ment, the religious orders entering into these lands gained prevalence over time and have continued their activities until today. One of the orders which were ser-ving in the Balkans was the Order of Melami. The third stage of Melamism (stream of Melami) has grown mature in these lands through Muhammed Nuru’l-Arabi. Numerous Melami Lodges were opened in Kosovo. Sheikh Recep Hulusi Effendi Lodge situated in Prizren today, is one these lodges. This lodge which has raised important Sufis like Haci Omer Lutfi, also hosted a divan-owner Sufi poet Hoca Hafiz Ahmed Fethi Effendi in the 20th century. No earlier studies on the works of Hoca Hafiz Ahmed Fethi Effendi are found.
    In this article; firstly by mentioning the influential Sufi movement in the Balkans, information about the Melami Order operating in Kosovo will be given. Then; by giving information about Hoca Hafiz Ahmed Fethi’s life, personality and literary personality, identified twenty-seven poems will be reviewed in terms of form, structure and content characteristics and it will be given a place to his poems. Thus, a Sufi poet who was raised in recent years in a region that retains the vitality of the cult activities will be introduced and it will contribute for the identifi-cation of the tradition of religious-sufistic Turkish folk literature.
    Keywords: Kosovo, Melami, sect, sufi, Fethi.
    Research Interests:
    Download (.pdf)
    Halk şiiri yaratmaları içinde günlük yaşamın bir parçası olan ve Türk adıyla anılan türküler; yaratım, kullanım ve aktarım bağlamları bakımından diğer türlere göre sıklıkla kullanılmaktadır. Orta Asya’dan Balkanlara kadar uzanan geniş bir... more
    Halk şiiri yaratmaları içinde günlük yaşamın bir parçası olan ve Türk adıyla anılan türküler; yaratım, kullanım ve aktarım bağlamları bakımından diğer türlere göre sıklıkla kullanılmaktadır. Orta Asya’dan Balkanlara kadar uzanan geniş bir sahada tespit edilen türküler, diğer Türk boylarında olduğu gibi, Kosova Türkleri tarafından da icra edilmektedir.
    Halk bilgisi yaratmalarının en önemli özelliklerinden biri işlevleridir. İşlev, genel olarak bir halk bilgisi yaratmasının yaratım, kullanım ve aktarım amacını ifade etmektedir. Halk bilgisi yaratmalarının işlevleri, bağlam özelliklerine bağlı olarak çeşitlenmektedir. İşlev, diğer halk bilgisi yaratmalarında olduğu gibi, türkülerin de en önemli özelliklerindendir. 
    Bu makalede, Kosova türkülerinin işlevleri tespit edilmiştir. Öncelikle halk bilgisi yaratmalarının işlevleri üzerinde durulmuş, daha sonra ise Kosova türkülerinin işlevlerini etkileyen bağlam özellikleri hakkında bilgi verilip, Kosova türkülerinin işlevleri belirlenmiştir.
    Anahtar Kelimeler: Türkü, İşlev, Kosova Türkleri, Kosova Türklerinin Türküleri
    ABSTRACT
    In the folk poetry products, folk songs which are part of life and known as Turkish, are used more frequently than the other types of folk poetry products. Folk songs which are detected in the wide area, from Central Asia to Balkans, performed by also Kosovo Turks like the ones in the other Turkish states.
    The most important property of folklore products is function. In general, function is expressed the aim of creation, use and transfusion of folklore products.  Depend on properties of context, functions of folklore products are diversified. Function is the most important property of also folk songs, as the other folklore products.
    In this article, functions of folk songs of Kosova Turks have been determined. Fistly functions of folklore products have been emphasized, then given some informations regarding context properties which affect the functions of Kosovo folk songs and determined the functions of folk songs of Kosovo Turks.
    Keywords: Folk song, function, Kosovo Turks, Folk song Of Kosovo Turks
    Research Interests:
    Download (.doc)
    Bu çalışmada; Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nin dokuzuncu cildinde İzmir ve çevresini anlattığı kısımlarda yer verdiği Karagöl efsanesi ve Evliya Çelebi’nin dört yüzüncü doğum yılında alandan derlediğim Karagöl efsaneleri üzerinde... more
    Bu çalışmada; Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nin dokuzuncu cildinde İzmir ve çevresini anlattığı kısımlarda yer verdiği Karagöl efsanesi ve Evliya Çelebi’nin dört yüzüncü doğum yılında alandan derlediğim Karagöl efsaneleri üzerinde durulacaktır. Öncelikle İzmir ilinin Seferihisar ilçesinde bulunan Karagöl tanıtılacak, daha sonra Karagöl hakkında Evliya Çelebi’nin aktardığı efsane ve alandan derlediğim Karagöl efsaneleri hakkında bilgi verilip, söz konusu efsaneler; şekil ve yapı, içerik, işlev ve bağlam özellikleri bakımından karşılaştırılarak incelenecektir. İncelemede bağlam merkezli halk bilimi yöntemlerinden yararlanılarak, mekânın coğrafî özellikleri bakımından farklılık göstermesinin efsanelerin yaratımı, kullanımı ve aktarımındaki etkisi belirlenmeye çalışılacaktır.
    Research Interests:
    Download (.doc)
    Bugün Kosova Türkleri Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Mitroviça, Vuçıtırın ve İpek gibi şehir ve kasabalarda yaşamaktadır. Kosova Türkleri, günümüzde söz konusu bölgede azınlık durumunda olmalarına rağmen, tarih boyunca kültürel hayatta... more
    Bugün Kosova Türkleri Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Mitroviça, Vuçıtırın ve İpek gibi şehir ve kasabalarda yaşamaktadır. Kosova Türkleri, günümüzde söz konusu bölgede azınlık durumunda olmalarına rağmen, tarih boyunca kültürel hayatta en etkin gruplardan biri olmuştur. Kendi milli kimliklerini unutmamış, en zor şartlar altında dahi kültürlerine sahip çıkmış ve benliklerini korumaya özen göstermişlerdir. Yaşadıkları coğrafyaya Türk kültürünü işlemiş ve pek çok etnik grubun kendilerinden etkilenmelerini sağlamışlardır.
    Türkü yakma geleneği, diğer Türk boylarında olduğu gibi, Kosova Türkleri için de toplum hayatında büyük önem teşkil eden bir gelenektir. Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir alanda tespit edilen türküler, Kosova coğrafyasında da icra edilmektedir. Bu türküler yalnızca bölgede yaşayan Türkler tarafından değil, aynı zamanda bölgede yaşayan diğer etnik gruplar tarafından da bilinmekte ve söylenmektedir. Balkanlar coğrafyasında yaşayan halkların birbiri ile yakın olmalarından dolayı, bu coğrafyada söylenilen türkülerde büyük bir benzerlik mevcuttur. Kosova Türklerince türkü, ağız özelliğine bağlı olarak “türçi” olarak adlandırılmaktadır. Yörede yaşayan Arnavutlar arasında da bu türdeki eserlere aynı ad verilmektedir.
    Bu bildiride, Kosova Türkleri arasından 2008 ve 2009 yıllarının yaz aylarında alanda yapmış olduğumuz derleme çalışmaları sırasında derlemiş olduğumuz türkülerin yanı sıra, çeşitli kaynaklarda yer alan türkü metinleri ile birlikte yüz on Kosova türküsünün bağlam, yapı ve şekil, içerik ve işlev özellikleri bakımından incelenmesi sonucunda elde ettiğimiz sonuçlar paylaşılacaktır.
    Research Interests:
    Download (.doc)
    Evliya Çelebi, Seyahatnâmesi’nin diğer bölümlerinde olduğu gibi, İzmir ve çevresinin anlatıldığı bö- lümde de bulunduğu şehrin; tarihi, coğrafi özellikleri, mimari yapıları ve sosyal hayatıyla ilgili geniş bilgi vermektedir. Seyyah,... more
    Evliya Çelebi, Seyahatnâmesi’nin diğer bölümlerinde olduğu gibi, İzmir ve çevresinin anlatıldığı bö-
    lümde de bulunduğu şehrin; tarihi, coğrafi özellikleri, mimari yapıları ve sosyal hayatıyla ilgili geniş bilgi
    vermektedir. Seyyah, kimi zaman yöre halkının yaşam biçimi, inanışları, gelenek ve göreneklerine dair kendi
    gözlemleri ve duyduklarına dayanarak bilgi verirken, kimi zaman da yazılı kaynaklardan öğrendiklerini
    nakletmektedir. Bütün bu unsurlar Evliya Çelebi’nin anlattıklarını basit gezi yazısı olmaktan uzaklaştırıp,
    oldukça renkli ve okumaya doyulamayacak bir seviyeye çıkarmaktadır. Seyyahın eserini çok renkli bir anlatım
    haline getiren önemli unsurlardan biri de Evliya Çelebi’nin sık sık yer verdiği tılsımlardır.
    Evliya Çelebi, Seyahatnâme’de olağanüstü özelliklere sahip ve açıklanamayan bir sırrı olan varlık, nesne
    ve olayları “tılsımla” açıklamıştır. Evliya Çelebi, Seyahatnâmesi’nin İzmir ve çevresini anlattığı kısmında
    da olağanüstü özellikleriyle dikkat çeken ve açıklanamayacak bir sırra sahip çeşitli varlık, nesne ve olayın
    tılsımlı oluşuyla ilgili rivayetlere yer vermiştir.
    Tılsım; doğaüstü güç içerdiği düşünülen bir unsurdur ve genellikle belli bir varlık, nesne ve durumu
    korumak amacıyla yapılır. Tılsımla ilgili anlatmalar ise, tılsıma söz konusu olan varlık, nesneyi ve durumu
    koruma işlevine sahiptir.
    Bu makalede tılsımın ne olduğu ve de büyü ve sihirden farkı açıklanmış ve Evliya Çelebi
    Seyahatnâmesi’nin İzmir kısmındaki tılsımla ilgili anlatmaların işlevleri tartışılarak, bu anlatmaların neleri
    ve nasıl korumayı amaçladığı değerlendirilmiştir.
    Anahtar Kelimeler
    Evliya Çelebi, Seyahatnâme, İzmir, Tılsım, Büyü.
    ABSTRACT
    Similar to the rest of the chapters in his Travel Book, called “Seyahatname”, Evliya Çelebi gives a
    detailed account of the historical, geographical, architectural and social elements of the cities he travels.In
    the chapter where İzmir and her surroundings are depicted, he sometimes gives information on local people’s
    lifestyles, beliefs, and their customs based on his own observations, at other times the traveler refers to written
    sources. All these facts distance the narration of Evliya Çelebi from being a mere travel writer, and give way to
    a colorful work which one cannot get enough of. One of the components that turns his work into such a colorful
    narration is Evliya Çelebi’s frequent use of talismans.
    In his Travel Book, Traveler, Evliya Çelebi explained the entities, things and occurrences which have
    extraordinary features and unexplained mystery, by talisman. In the part where Evliya Çelebi had talked
    about his travel in and around İzmir, he gave places entities, things and occurrences that have extraordinary
    features which have taken his special attention.
    Talisman is a article which contains supernatural power and usually protects a thing, an entity or occurrence.
    The narratives about talisman have a special function to protect the subject matter of the talisman.
    In this article, I have tried to explain talisman; the difference between talisman and magic. Following
    those explanations, I have discussed the functions of the talisman given a place in the part of İzmir in Evliya
    Çelebi’s Travel Book, and I have also evaluated what and how those narratives about the talisman aim to
    protect.
    Key Words
    Evliya Çelebi, Seyahatnâme, İzmir, Talisman, Magic
    Research Interests:
    Download (.pdf)